İçeriğe atla
Faaliyet Alanı

Borçlar Hukuku

Sözleşmelerin hazırlanması ve incelenmesi, alacak ve tazminat davaları, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme kaynaklı uyuşmazlıklar.

Borçlar hukuku; satım, kira, eser, vekâlet ve hizmet sözleşmeleri gibi günlük hayatın ve ticari ilişkilerin neredeyse tamamını düzenler. Bir sözleşmenin nasıl kurulduğu, hangi durumda sona erdiği ve ihlal edildiğinde hangi hakların doğduğu Türk Borçlar Kanunu’nun genel ve özel hükümleriyle belirlenir. Bu alandaki çalışmalar, sözleşme aşamasında önleyici danışmanlığı ve uyuşmazlık aşamasında alacak ile tazminat taleplerinin takibini kapsar.

Başlıca çalışma konuları

  • Sözleşme hazırlanması, incelenmesi ve müzakeresi
  • Alacak davaları ve ihtarname süreçleri
  • Maddi ve manevi tazminat davaları
  • Trafik kazası ve bedensel zarar tazminatı
  • Eser (inşaat) sözleşmesi uyuşmazlıkları
  • Vekâlet ve hizmet sözleşmelerinden doğan talepler
  • Sebepsiz zenginleşme ve haksız fiil davaları
  • Tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar
01

Sözleşme aşamasında

Uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, sözleşmedeki belirsiz veya eksik hükümlerden doğar. Edimlerin açıkça tanımlanması, ifa yeri ve zamanının belirlenmesi, gecikme hâlinde uygulanacak cezai şart ile fesih koşullarının yazılı hâle getirilmesi, olası bir anlaşmazlıkta tarafların haklarını netleştirir.

02

Alacak ve temerrüt

Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; belirli bir vade günü kararlaştırılmışsa temerrüt, bu günün geçmesiyle kendiliğinden gerçekleşir. Temerrüt, gecikme faizi ve zararın tazmini gibi sonuçlar doğurur. Alacağın ispatı için sözleşme, fatura, banka kayıtları ve yazışmaların saklanması önemlidir.

03

Tazminat talepleri

Haksız fiil nedeniyle uğranılan zararın tazmini için zarar, kusur ve illiyet bağının ispatı gerekir. Trafik kazası, iş kazası veya sağlık hizmetinden doğan bedensel zararlarda maddi tazminatın yanında manevi tazminat da talep edilebilir. Haksız fiilden doğan tazminat istemleri, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar; fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı süresi daha uzunsa o süre uygulanır.

04

Zamanaşımı süreleri

Kanunda aksi öngörülmedikçe alacaklar on yıllık zamanaşımına tabidir. Kira bedelleri ile vekâlet ve eser sözleşmelerinden doğan alacaklar gibi bazı alacaklar ise beş yıllık zamanaşımına bağlıdır. Zamanaşımına uğramış bir alacak, borçlunun zamanaşımı def’inde bulunması hâlinde dava yoluyla tahsil edilemez; bu nedenle sürelerin baştan hesaplanması gerekir.

Borçlar Hukuku hakkında sık sorulan sorular

İhtarname göndermek zorunlu mu?

Her durumda zorunlu değildir; ancak belirli bir vade günü kararlaştırılmamış borçlarda borçlunun temerrüde düşürülmesi için ihtar gerekir. Noter aracılığıyla gönderilen ihtarname, ihtarın yapıldığının ve tarihinin ispatını kolaylaştırır.

Sözlü sözleşme geçerli midir?

Kanunda belirli bir şekil öngörülmedikçe sözleşmeler sözlü olarak da kurulabilir. Ancak taşınmaz satışı gibi resmî şekle bağlı işlemler bu şekle uyulmadan geçerli olmaz; sözlü sözleşmelerde ise ispat güçlüğü ortaya çıkabilir.

Tazminat davası ne zaman açılmalıdır?

Haksız fiilden doğan tazminat talepleri, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıl içinde ileri sürülmelidir. Sözleşmeden doğan taleplerde ise kural olarak on yıllık süre uygulanır.

İletişim

Bu konuda görüşme talebi

Sürecinize ilişkin kısa bir ön bilgi paylaşarak görüşme talebinde bulunabilirsiniz. Talebinize en kısa sürede dönüş yapılır.

Bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş için kullanılır.